25 Ağustos 2011 Perşembe

Hasta Ruh

Yaşadığımız olaylar karşısında hani hiç anlam veremeyiz ve neden diye sorarız ve kendimizce haklı bir neden bulamayız.
Adam biri herşeye sahiptir ve boş yere huzursuzluk çıkarır, sürekli mutsuzluk yaratır, neden diye sorarsınız, cevap bulamazsınız. Adamın çok iyi bir işi vardır, kendi işimle uğraşayım, paramı kazanayım demez, etrafındakilere zarar vermek için uğraşır, neden diye sorarsınız, nedenini bulamazsınız. Adamın birine arkadaşım dersiniz herşeyinizi paylaşırsınız birgün sırtınızdan vurur, neden diye sorarsınız, cevap alamazsınız. Adamın biri hiç tanımadığı insanlar hakkında ileri geri konuşur, neden diye sorarsınız, cevap bulamazsınız. Adamın biri paran varken dostun olur hatta üstüne para vermek ister ama paran yokken kaybolur, nedenini anlayamazsınız....

İşte nedenini sorduğunuzda cevap bulamıyorsanız, işte adamın biri hasta ruhtur... Bu durumlarda uzman bir doktora gitmelerini önerebilirsiniz.

Yeni Moda Budur

18 Ağustos 2011 Perşembe

Akıl küpü


Köklü firmaların (yada siz kurumsal firmalar olarak düşünebilirsiniz) iş görüşmelerinde sizin profiliniz hakkında kısa kısa konuşmalar yapılır. Hatta bazı firmalar, sizin profilinizi geçer aile yapınıza iner, ailenin eğitim seviyesi, çalıştıkları şirketler, kültürel ve sosyal faaliyetler vs gibi sorular sorulur. Sonra anlaşıp işe başlarsınız ve bilirsiniz ki, işe alım için sadece iş bilginizin olmasının dışında aslında çok kriter var. Fakat insanlar böyle durumlarda olmadıkları ama olmak istedikleri kendilerini anlatıyorlar. Dolayısı ile böyle çaplı firmalarda, yan mahalleden çay kahve içmeye gelmiş, emir cümleleri ile konuşan, hatta seviyesizliğinin farkına varmayıp, bey olmadan beylik taslayan, kendini akıllı sanıp karşındakini salak yerine koymaya çalışan akıl küpü insanların varlığı ile karşılaşıyorsunuz. Ben tebrik ediyorum bu insanları çünkü aşağıdaki sayacacağım özelliklere herkes sahip olamaz.
1) Bin bir yüzlü olmak
2) Yalaka olmak
3) Başkasının emeğini alıp pazarlamak
4) Çok çalışıyor görünmek.....

Tebrikler...

Bugunun Sözü

Sevgi, acıyı tatlıya, toprağı altına, hastalığı şifaya, zindanı saraya, belayı nimete, kahrı rahmete dönüştürür. Demiri yumuşatan, taşı eriten hep sevgidir.” (MEVLÂNÂ)

16 Ağustos 2011 Salı

Annemden alıntılı özlü sözler

Söyle bir özlü söz olsa da söylesem diyorsanız... Annem size hergün bir tane hediye edecektir.


  • Kör kütük aşık olmak için, kör olup kütüğü sevmenin bir anlamı yok. (Can Yücel)
  • Beyin fukara olunca fikir ukala olur.
  • Yürürken dikenli yollardan darağacına ,son dileginde onu görebilmeyi istemektir sevda ,demem o ki herkesin harcı degildir SEVDA.
  • Kişilikli kadınlar kişiligini, kişiliksiz kadınlar dişiligini kullanır.
  • Hayat etrafında köpekbalıkları ile yüzme sanatıdır.
  • Kendisi küçük olanların egosu büyük, kendisi büyük olanların egosu küçük olur.
  • Dayan be gönlüm biçare değilsin, yaradan sana yar, kimsesiz değilsin,yanında kimsesizlerin kimsesi var.(Mevlana)
  • Gelen birşey katmaz artık bana, giden de hiç birşey eksiltmez, gel yada gelme sevgili artık hiç farketmez.
  • Varsa karşılığı sonuna kadar gideceksin, yoksa ilk kavşaktan döneceksin.
  • Gönül, çalamazsan aşkın sazını ne perdeye dokun ne teli incit eğer çekemezsen gülün nazını ne dikene dokun ne gülü incit.
  • Kusur bulmak için bakma birine , bulmak için bakarsan bulursun, kusuru örtmeyi marifet edin kendine, işte ozaman kusursuz olursun.
  • Hayat bir mücadeleden ibarettir, bundan dolayı hayatta yalnız 2 şey vardır. Galip olmak mağlup olmamak. (M.Kemal Atatürk)
  • İster kral olsun ister köylü dünyada en mutlu insan evinde huzuru olandır... (goethe)

15 Ağustos 2011 Pazartesi

Bizi mutsuz eden şey aslında gerçekten mutsuz etmeli mi?

Bizi mutsuz eden şey aslında gerçekten mutsuz etmeli mi? Sahip olduklarımızın farkında mıyız? Bu nedenle bazen artıları ve eksileri yazmak gerekir.

Örnek olarak işimizi ele alalım;
(Benim şuan ki işimle alakalı memnuniyetimi herkes biliyor, 5 senelik iş hayatımda tecrübelerime dayanarak söylüyorum ki örnekler arasında gördüğünüz cumartesi çalışmamak bizim sektörde bence 3 artı eder :) )

Artılar,
Sabah erken kalkmak için bir neden,
İşsizlik olmasına rağmen bir işe sahip olmak,
Sektöründe yer edinmiş bir firmada çalışmak
Hergün yapacak birşeylerimizin olması,
Kazancımızın olması ve kimseye muhtaç olmadan hayatımızı idare ettiriyor olmak,
Düzenli maaş almak,
Çalışma ortamında iş arkadaşlarımızla iyi iletişim kurmuş olmak,
Cumartesi günleri çalışmamak,
İş dışında sosyal faaliyette bulunacak zamana sahip olmak....

Eksiler,
Çalışma ortamında kişiye göre davranılması,
Maaş skalasının dağılımındaki adaletsizlik olması, (bu heryer de var)
Beğenmediğiniz kişilere unvanlar verilmesi (ki bu sizi aslında ilgilendirmez)
Yemeklerin kötü olması (genelde herkes şikayetçidir)...

Sonuç olarak baktığımızda artılar eksilerden daha fazla ise bu eksiler bizi mutsuz etmemeli, çünkü herşey de artılar ve eksiler olacaktır. Eksiler çoksa eğer kesinlikle bir çıkış yolu bulunmalıdır.

8 Ağustos 2011 Pazartesi

İnsan olmak

Aslında herzaman söylerim herşey kader kısmet diye, bazı şeylere üzülmemeyi öğrendim, hatta Allah'ım bana bunu uygun görmüş demeyi bildim. Eğer ki insan bir başkasını kırıyor, üzüyorsa aslında şükretmek gerekiyor ve hatta o insana dua etmek gerekiyor. Çünkü kırıp incitebiliyor, hakaret edebiliyor, dedikodu yapabiliyorsa insan olduğunun farkında değildir.

Aslında anlatacak çok şey var ama...

Cemalnur Sargut'un aşağıdaki yazısında bahsettiği gibi;

http://cemalnur.org/content/view/56/25/lang,tr/

İnsan, hem İncil’de;“Tanrı’nın eliyle ve ona benzer şekilde şekillendirilerek yaratılmıştır ve O’na geri dönecektir. (Romalılara Mektup 8, 19-25)” hem Kitab-ı Mukaddes’te “Ve Allah insanı kendi suretinde yarattı (Kitab-ı Mukaddes, Tekvin Bab 1)” hem de Kur’an da  “Biz insanı en güzel surette yarattık” (Tin, Ayet 4) şeklinde ifade edilmiştir.İşte bu kitapların iç manalarını bize öğretip yaşanır hale getiren tasavvuf, insanın Allah’ın manasının özü olduğunu ve Allah’ın alemleri yaratış sebebinin de kendi özünü aşikar etmek olduğunu açıklar. O halde insan yani Adem, her şeyin sahibinin dünyadaki tecellisidir. Dünyaya gelişinden itibaren her beşer, gerçek insan yani Adem olmak yolunda mücadele verir.Allah’ın her yarattığı insanda isim ve sıfatları, yani hakkı vardır. İnsan kendi özü ile karşılaşma yolunda Allah’ın hakkını Allah’a teslim etme mücadelesini verir. Yani insan denen varlık yaratıcı kudretin özünü taşıma şerefine sahiptir. Biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler (sorumluluğundan) korktular. Onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim, çok cahildir. (Ahzab, 72) . Ama insan, kendinde taşıdığı bu emanetten haberdar ise insan olur.

Eserden sahibine geçmek insanın hiç bitip tükenmeyen arzu ve isteklerinin gerçek hedefine dönmesini sağlar. Yani insan, yok olmaya mahkum olanın değil daima var olacak olanın peşinde koşar. Yaptığı her şeyi Allah için yapar, baktığı her şeyde Allah’ı görür. O zaman kırmak ve kırılmaktan vazgeçer. İşte İslâm tasavvufunun özü budur. Kırmamak ve kırılmamak. Çünkü kişi kıracağı kalbin Allah’ın mekanı olduğunu idrak etmişse kelimelerini ona göre seçer, başkasının kendisine yönelen hareketinin bu başkasından değil de Allah’tan geldiğini idrak ediyorsa “Güzel sevgilim benim için bu kişiyi aracı kullandı ve beni uyardı” der. Vasıtayı görmez, muamelesi Allah’ladır. Bu bakış açısı insanı tolere etmeye karşı silahlandırıp, yani zorlamalı affı değil kendiliğinden kabulü getirir.




Hoşgörü sözlüklerde her şeyi anlayışla karşılamak, olabildiği kadar hoş görme hali şeklinde tarif edilir. İfade gücü bakımından müsamaha ve tolerans kelimelerinden daha ileridir. Çünkü müsamaha ve toleransta görmezlikten gelmek ve katlanmak, tahammül etmek gibi manalar vardır. Hoşgörüde ise bunları aşarak düpedüz hoş görmek, hoşnud olmak, iyi bulmak söz konusudur. Tasavvuf terimleri içinde sabır ve rıza kavramları yer alır. Sabır, katlanmak şikayet etmemek demektir. Rıza ise, seve seve kabullenmek, hoş görmek demektir. Kişi sevdiğinin kendisini azarlaması ile sevdiğine olan saygısını kaybetmez, bilakis onun için Allah’ın biri vasıtası ile ona ulaşması pozitif de negatif de olsa sevgilinin selamı gibidir. Böyle bakınca herkes ve her şey sevgilidir vesselam.

Aylık Burç

Bana sormuştunuz ya, işte adresi veriyorum, test edelim görelim gerçekten astroloji biliyor mu ?


http://astroloji.ivillage.mynet.com/fal/aylik/koc/2011/08

4 Ağustos 2011 Perşembe

Psikolojik

Nasıl böyle etkilenebiliyorum anlamıyorum, herşey beyinde başlıyor.

Doktora gitmeden önce sadece bazı şikayetlerim vardı. Şimdi test sonuçlarımı yorumladım ve böbrekte bir sıkıntı olabilir diye teşhis koydum. Böbreğim sancılanıyor, acaba psikolojik mi yoksa gerçekten mi sıkıntı var yarın öğreneceğiz.

3 Ağustos 2011 Çarşamba

Cadde de

Big Chefs cadde de açılmış.Cadde Big Chefs'e açmış.
Bütün mekanlarda hafta içi çok fazla doluluk olmasa da burda yer bulmak gerçekten zor.
Biz arkadaşlara bu sefer buluşmak için bu mekanı tercih ettik. Mekan önemli değil, maksat muhabbet olsun. Sabahtan akşama kadar kapalı ofiste masa başında çalışanlar için açık havada bir akşam yemeği ve yanında kahkahalarla dolu hoş sohbet, tüm yorgunluğu atıyor. Birde yemek üstüne Türk kahvesi ben daha ne isterim.

Bu arada dip not : Tavsiye, Vale hizmetinden yararlanmayın.

2 Ağustos 2011 Salı

Okadar kolay değil

Öğretmen olmak güzel birşey. Belki şimdiki aklım olsa öğretmen olurdum. Mesleğimi seviyorum ama gençleri hayata hazırlamak, onlarla hayatı paylaşmak, birşeyler öğrendiklerindeki yüzlerindeki mutluluk. Karşılıksız sevgi ile kucaklamaları güzel olsa gerek.
Genç beyinleri yönetmek, birşeyler öğretmek çok önemli, böyle bir yükümlülüğü herkes üstlenmemeli. Üstlenen kişilerin yaptıklarını kim denetliyor? Hergün okuldan uzaklaşmak isteyen, okumak istemeyen, hakarete uğrayan gençlerin sayısı çoğalıyor.
Hatırlarmısınız bilmiyorum ama okulda öğretmenin attığı dayak gündeme gelmişti, hepimiz televiyonda seyrettik, peki annelerimizin döneminde dayak yok muydu? Vardı. Hala da var. Neden değişmiyor birşeyler?
Aileler çocukları okusun diye fedekarlık ediyor, 6. sınıfa giden bir çocuk hergün okul dönüşünde ailesine gelip, bugunde öğretmen gelmedi, bizim sınıfı başka öğretmenin sınıfına dağıttılar,diye anlatırken, hiç birşey öğrenemedim diyebilecek bilinçte fakat yapabileceği hiç birşey yok.
İlkokulda çocukların karnelerine 5 üstünden 2 not verip bu gerizekalı kafası matematiğe çalışmıyor diye damga vuran öğretmenlere nasıl engel olacağız? Özel ders verip kazancını arttırmak isteyen, bu gençlerin hayatı ile oynayan öğretmenlere nasıl dur diyeceğiz.
Ya anne babasının mesleğinden dolayı çocuklara ayrım yapan öğretmenlere öğretmen sıfatını nasıl kullanacağız. Yani onun mesleği öğretmenlik, öğrencisinin babasının mesleği işçi. Ne önemi var. Öğretmeni kutsal sayıp önünde saygı ile eğilen anne babalara ve onların biricik evlatlarına saygısızlık etmeye kimin ne hakkı var? Siz çocuğunuza IQ testi yaptırın biraz geriden geliyor bu çocuk diye söyleyebilecek cesareti olan SEVGİLİ ÖĞRETMENLERİ benimle IQ testine gitmeye davet ediyorum. Şimdi o hakaret ettikleri çocuğa, ablam ders çalıştıracak zevkle, sırf derslerimden geçtim diye yüzündeki gülücüğü görmek ve mutluluğunu paylaşmak için. Ailece yanındayız.  

Bu yaz benim hitlerim



Bu yaz benim hit parçam Ajda'dan......

Bu yaz benim kitabım Yüreğim seni çok sevdi (itü'ye sevgiler)

Bu yaz benim mekanım yine cadde de bir yer :)






Tutamıyorum Zamanı..

Zaman okadar hızlı akıyor ki yetişemiyorum, kafamı kaldırıyorum bir bakmışım 28 yaşındayım, daha yapmadığım yapamadığım çok şey var. Daha hayattan çok beklentim var. Ben hep 28'te kalsam günler aksa ama ben hiç 30 olmasam...
Kaygılarım daha çok artıyor, yorgunluğum da. Hatta doktor kontrollerimde yaşım ilerledikçe artıyor, demek ki korkularımda. Abartmadan, düşünmeden öylece yaşamalı mıyım?

Hayata nasıl bakıyorsanız hayat size onu verir felsefesi ile ilerledim ve her zamanda söylüyorum, kaygılansam da, istediklerim olmasa da herşey kader kısmet :) kader de varsa gelir hintten yemenden yoksa ne gelir elden...

Dans Başlasın...

Dans başlasında neden x ülkenin sosyal ve ekonomik dışlanmışlığını ve terk edilmişliğini yansıtan müziğinin dansını öğreneceğiz. Kulağa hiç hoş gelmiyor Bachata... :)  

31 Temmuz 2011 Pazar

Geçen Hafta Kabusu

Geçen hafta trafik kazası atlattım, yetmedi türk kahvesi sevdamda cezve elimi kesti, yetmedi elime kaynarsu döküldü... Yanağımdaki şişlik ve keşfedilmesini beklediğim sağlık sorunlarımı bu haftada bırakıp yeni haftaya mutlu başlayacağım...

28 Şubat 2011 Pazartesi

Çanak Çömlek

Marmarayın ilerlemesinde çıkan Tarihi Eserler artık, Marmarayın önünü kesemeyecekmiş.
Çünkü yok çanak çıkmış yok çömlek çıkmiş, insanlardan daha mı önemliymiş...

Tarihini bilmeyen milletler yok olmaya mahkumdur demiştir, Atatürk. Biz tarihimizi  biliyoruz da tarihten elimize geçen şeylerin kıymetini biliyormuyuz?

En son

En son gittiğim falcı, en son seyrettiğim film, en son yaptığım seyehat bana şunları öğretti.

Fala birkez daha inanmamam gerektiğini. :)

Hasta olduğunda acıyı tek başına yaşadığını.

Seni senden çok düşünen birilerinin olduğunu.

İnsanları tanımanın kolay olmadığını.

Arkadaşların hayatımızda önemli bir yeri olduğunu.

Evliliğin yeni bir başlangıç olduğunu.

10 Şubat 2011 Perşembe

Keçi

10.02 sabah kalktım üstümdeki halsizliği de piyamalarımla birlikte yatağa bıraktım ,işe geldim. Kabul etmiyorum seni, etmeyeceğim de.
Bu dolaşan  salgının adı keçi gribi imiş.
Burnum akıo, başım ağrıo, hapşuruyor, öksürüyorum, hatta bugün kusuyorum da. İlaç kullanıyorum, vitamin alıyorum, besleniyorum, halsizlik pik noktaya ulaştı, dayak yemiş boksör gibi yerde yatıp kalkamama durumuna düşmemek için direniyorum.
Çalışıyorum da bir yandan...Eve gidip sıcak bir duş alıp yatmam gerek biliyorum. Anne eli değmiş bir hasta çorbası içmem gerek. Fakat benim bugun dışarı da çıkmam gerek.

Keçinin inadı varsa benim de var...